Seneyi Devriye

Modern tıp olmasaydı 1988 yılında 13 yaşındayken zatürre mikrobunun ciğerlerimi dingildetmesi sonucunda yaşamımı kaybedecektim. Çağ atlayışımıza, TRT’nin 2. Kanalının açılışına, Berlin Duvarı’nın yıkılışına, Çavuşesku’nun idam edilmesine, Sovyetler Birliği’nin dağılışına, internete, cep telefonuna, akıllı sıfatları verdiğimiz alet edevatın hayatımıza dalışına şahitlik edemeyecektim.


Diğer yandan annemin, babamın vefat edişine de şahit olmayacaktım. Bugün tam 8 yıl bitti annemin gidişinin ardından. Fotoğraflarına baktığınızda ilk dikkatinizi çeken şey; hiç gülmediği olurdu. Fotoğraf çektirmekten ve kendisine dokunulmasından pek hazzetmezdi. Fakat asık suratlı fotoğraflarının aksine kıpır kıpır, hayat dolu bir kadındı. Sinirlendiği zaman yeşil gözlerinin çevresinde kırmızı lekeler hasıl olurdu. İlkokul mezunuydu. Belediyenin açtığı kurslarda aldığı sertifikalar son yıllarında hayata bağlamıştı onu. 1. Seviye İngilizce sertifikasını çerçeveletip asmak istemişti. Başarısını herkes görsün istiyordu içten içe.


Çokça tartışırdık ama beni en iyi anlayan sadece oydu. Sahneye çıkmam babamın umurunda değilken onun için heyecan verici bir olaydı mesela. Bir tane bile oyunumu kaçırmadı. Hepsine geldi, destek oldu, yalnız bırakmadı.


8 yıldır yok. Gidişinden beri çok şey oldu. Yaşasaydı; “Bu kızdan uzak dur. Senin enerjini emiyor. Getirme bir daha eve.” diye beni işleyeceği kadınlar tanıdım. Saçma sapan kararlar alıp, sonuçlarına katlandım. Başıma gelenleri anlatmak istedim. Her kararsız kalışımda telefonuma sarıldım. Sonra usulca yerine koydum telefonu. Başımı eğip kendi kendime çareler üretmek için.

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör